Trafik Sigortası Hasarlarında Eşdeğer Parça Kullanımı Sorunu ve Çözüm Önerileri

  • PDF

Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4

Reasürör Dergisi, Sayı 80, Nisan 2011

Trafik Sigortası Hasarlarında Eşdeğer Parça Kullanımı Sorunu ve Çözüm Önerileri

Giriş

Sigortacılık sektöründe özellikle trafik sigortası hasarlarında sigorta şirketlerinin eşdeğer parça kullanımına olanak tanıyan mevzuat düzenlemesi bazen şirket bazen de tedarikçi ya da servis kaynaklı olarak suiistimallere yol açabilmektedir. Trafik sigortası hasarlarında mağdurların mağduriyetlerini arttıran uygulamalar hukuki olarak suç olmasının yanında aynı zamanda vatandaşların sigortacılık sektörüne olan güvenini de sarsmaktadır.

Trafik sigortası hasarlarında mağdurların sigorta şirketlerinin müşterisi olmaması şirketleri hasar onarım sürecinde müşteri memnuniyetinden uzak uygulamalara yöneltebilmekte ve mevzuatta eşdeğer parça tanımına ilişkin açıklığın bulunmaması da sektör uygulamalarında ciddi mağduriyetler yaşanmasına yol açabilmektedir. Bazı şirketler hasar onarımlarında eşdeğer parça adı altında “yan sanayi” olarak adlandırılan düşük kalitede yedek parça kullanımına gidebilmektedir. Bununla birlikte bazen sigorta şirketinin inisiyatifi dışında yedek parça tedarik firması ya da oto tamir servisinden kaynaklı olarak da düşük kaliteli ve ucuz yedek parçalar kullanılabilmektedir. Bu durumda araca monte edilen yedek parça yan sanayi iken sigorta şirketine orijinal ya da eşdeğer parça üzerinden faturalandırma yapılmaktadır.

Eşdeğer Parça Kullanımına İlişkin Mevzuat

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı B.2 nci maddesinin dördüncü fıkrası;

“Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğeri parça ile değiştirilme imkânı yok ise yenisi ile değiştirilir. Bu durumda taşıtta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez.”

hükmünü amir olup, anılan hüküm gereği hasarlı aracın tamir edilmesi ya da eşdeğer parça ile değiştirilme imkânı yok ise yenisi ile değiştirilmesi gerekmektedir.

Söz konusu hüküm, 2002 yılında yapılan mevzuat değişikliği ile getirilmiş olup trafik sigortası hasarlarında “kıymet kazanma tenzili”ni ortadan kaldırmayı amaçlamakta idi. Kıymet kazanma tenziline göre araca takılan yedek parça aracın değerinde bir artışa yol açıyorsa (özelikle eski model araçlarda) tazminat üzerinden belli oranda bir indirime gidilmekteydi. İndirim oranına ise çoğunlukla sigorta eksperleri karar vermekte ve bu nedenle yapılan indirim ve oranlar tartışmalara yol açmaktaydı. Kıymet kazanma tenzilinin ortadan kaldırılması ile tartışmalar son bulmuş, ancak bu kez de eşdeğer parça tanımının tam yapılmaması sebebiyle trafik sigortası hasarlarında bugün de devam eden mağduriyetler yaşanmaya başlanmıştır.

 

Sigortacılık mevzuatı eşdeğer parça kullanımına izin verirken kullanılan parçaların araç değerinde düşüşe yol açacak yan sanayi parçalar olmasını da açık bir şekilde yasaklamıştır.

 

Hazine Müsteşarlığı’nın 06.11.2009 tarih ve 2009/18 sayılı Genelgesinde:

“Mevzuatın izin verdiği sınırlar dışına çıkılarak araç değerini düşürecek nitelikte parça takılması uygulamasından vazgeçilmesi”,

 

hükmü, 27.10.2010 tarih ve 2010/38 sayılı Sektör Duyurusunda ise,

“Sigortalıların ve hak sahiplerinin mağdur edilmemesini teminen parça tedarik uygulamasının anılan Tebliğde (Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği) yer alan tanımlamalara uygun biçimde yürütülmesi gerekmektedir. Aksi durumlarda sorumlular hakkında 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi uyarınca müeyyide uygulanacaktır”

 

hükmü mevcuttur.

Motorlu Taşıt Yedek Parçaları

Bir motorlu taşıtın yedek parçalarının yaklaşık % 20’si bizzat taşıt üreticisi tarafından üretilmekte, geri kalan % 80’lik bölüm ise üretici firmanın anlaşmalı olduğu parça üreticileri tarafından sağlanmaktadır. Söz konusu % 80’lik bölüm için taşıt üreticileri tedarikçilerinden aşağıda da belirtildiği üzere belli sertifikalar talep etmektedirler.

Bir motorlu taşıtta kullanılan yedek parçaları 5 ana kategoride sınıflandırabiliriz.

1-Orijinal Yedek Parçalar (OEM)

Parça üreticilerinin motorlu taşıt üreticilerine sağladığı parçaların (OEM- Original Equipment Manufacturer) bir bölümü araçların üretiminde kullanılırken bir bölümü ise araç üreticisi tarafından tamir ve bakımda kullanılmak üzere yetkili satıcı servislere dağıtılmaktadır.

2005/4 sayılı “Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”nin 3 üncü maddesinin (r) bendinde orijinal parça;

“Bir motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olan ve söz konusu motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçaların veya yedek parçaların üretiminde sağlayıcı tarafından getirilen spesifikasyonlara ve üretim standartlarına göre üretilmiş yedek parçalar anlamına gelmektedir. Aracın parçaları ile aynı üretim bandında üretilen yedek parçalar da bu kapsamdadır. Bu parçaların, söz konusu aracın montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olduğunun ve araç üreticisinin spesifikasyonlarına ve üretim standartlarına göre üretildiğinin parça üreticisi tarafından belgelendirilmesi halinde, aksi kanıtlanana kadar, orijinal yedek parça olduğu varsayılır”

olarak tanımlanmıştır.

 

Buna göre, orijinal yedek parça üç kategoride yer alan parçaları kapsamaktadır:

 

1. Motorlu taşıt üreticisi tarafından üretilen parçalar,

 

2. Araç üreticisi ile yedek parça üreticisi arasında akdedilen tedarik anlaşmasına göre yedek parça üreticisi tarafından sağlanan parçalar,

 

3. Yedek parça üreticisinin, motorlu taşıt üreticisinin üretim standartlarına göre çoğunlukla aynı üretim bandında ürettiği ancak ona sağlamadığı parçalar.

Piyasada “logosuz orijinal” olarak tanımlanan yedek parçalar (Original Equipment Supplier - OES) ile 3 üncü grupta tanımlanan “Aracın parçaları ile aynı üretim bandında üretilen yedek parçalar” kastedilmektedir. Örneğin, Volvo için araç farı üreten Valeo firmasının aynı üretim bandından çıkan ve üzerine Volvo markasını değil de kendi markasını vurduğu far logosuz orijinal parçadır ve Tebliğ hükmüne göre orijinal yedek parça olarak addedilir.

Piyasada yanlış bir şekilde logosuz orijinal parçalar eşdeğer parça olarak tanımlanabilmektedir. Böyle bir yorum eşdeğer parçayı sadece logosuz orijinal parça ile sınırlı tutma riski taşımaktadır.

2- Eşdeğer Parçalar (Original Equivalent Parts - OEP): Üreticisi tarafından orijinal (OEM) parça vasfında olduğu iddia edilen “ikincil pazar” parçalar “orijinal eşdeğer parça” olarak tanımlanmaktadır.

Tebliğin 3 üncü maddesinin (s) bendinde eşdeğer yedek parça,

Bir motorlu aracın montajında kullanılan parçalarla eşdeğer kalitede olduğu varsa mevzuat gereği aranan mecburi standartlara uygunluğunun üreticisi tarafından belgelendirilmesi gereken parçalar”

olarak tanımlanmıştır.

Böylece Tebliğ aracın montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olan ancak üreticisi tarafından sağlanan üretim standartları ve spesifikasyonlara uygun olarak üretilmeyen parçaları eşdeğer kalitede parçalar olarak tanımlamaktadır. Bu durumda eşdeğer parçalar orijinal parçalarla aynı veya daha üst kalitede fakat buna karşılık farklı spesifikasyonlara sahip parçalardır.

Tebliğ ile amaçlanılan otomotiv yedek parçalarında rekabetin artırılması ve orijinal yedek parça üreticilerinin tekel konumunun kırılmasıdır. Eşdeğer parça üreticisi ürettiği parçanın orijinali ile “aynı kalitede” olduğunu ispatlarsa ürettiği parça eşdeğer parça olacaktır. Burada eşdeğer parçanın orijinal parça ile aynı spesifikasyonları (görünüş ve şekilsel özellikler) taşıması gereği yoktur. Çünkü böyle bir zorunluluk orijinal parça üreticisinin ürettiği parçada yapacağı basit bir görsel değişiklik ile eşdeğer parça üreticisinin ürettiği parçanın eşdeğerliliğini ortadan kaldıracak, bu ise rekabet koşullarına aykırı bir durum yaratacaktır.

3-Yan Sanayi Düşük Kalite Parçalar (Aftermarket Auto Parts): Piyasada kısaca “yan sanayi” olarak adlandırılan söz konusu parçalar orijinal ya da eşdeğer parçalara göre düşük kalite ve fiyatta parçalardır.

Trafik sigortası hasarlarında mağdurların zarar görmesine neden olan uygulama onarımlarda “eşdeğer parça” adı altında yan sanayi düşük kalite parçaların kullanılmasıdır.

4-Çıkma ve Sökme Parçalar

Çıkma parçalar kazaya uğramış araçların onarılarak yeniden kullanıma hazır hale getirilmiş parçalarıdır. Sökme parçalar ise kazaya uğramış araçların onarım gerektirmeyen sağlam parçalarıdır. Çıkma ve sökme parçalar sigorta şirketlerince karşılanan hasar onarımlarında sigortalı ya da mağdur onayı haricinde hiçbir şekilde kullanılamazlar. Bu konuda mevzuatta herhangi bir muğlaklık ve piyasada tartışmalı bir husus yoktur.

Yedek Parçalar İçin Eşdeğerlik Nasıl Sağlanır?

Eşdeğer parçayı üreten, parçanın motorlu taşıt aracının parçaları ile eşdeğer kalitede olduğunu belgelendirmelidir. Bu belge ile üretilen parçanın eşdeğerliliği iddiası kanıtlanmış olmakta ve ispat yükü aksini iddia edenlere devredilmiş olmaktadır.

Peki eşdeğerlik nasıl sağlanacaktır? Motorlu bir taşıt ortalama olarak 5.000’e yakın parçadan oluşmaktadır. Her bir parça için eşdeğerlik belgesi almak yüksek maliyet gerektiren ve uygulamada gerçekleşmeyen bir durumdur. Her bir ürün için eşdeğerlik belgesi almak yerine üreticiler üretim sistemlerine ilişkin kalite yönetim sertifikaları almaktadırlar.

Yedek parça üreticileri üretim sistemleri için çeşitli sertifikalar alabilirler. Bu sertifikalar üretimlerinin örneğin çevreyle ilgili kriterlere uyumuna (Environmental Management System-ISO 14001:2004) veya genel kalite yönetim sistemine (Quality Management System - ISO 9001) ilişkin olabilir. Söz konusu sertifikalar yan sanayi ürünlerin orijinal parçalarla eşdeğer olduğunu belgelendirmezler. Tedarikçi firmalar tarafından bu belgeler yanıltıcı bir biçimde eşdeğerlik belgesi olarak sunulabilmektedir.

Bugün için otomotiv yedek parça piyasasında üreticilerin yüksek kalitede üretim yönetim sürecine sahip olduklarının başlıca belgesi ISO/TS 16949:2002’dir. Aşağıda da belirtilen belli başlı taşıt üreticileri kendilerine üretim yapan yedek parça tedarikçilerinin söz konusu belgeye sahip olmalarını şart koşmaktadır.

ISO/TS 16949:2002, ülkemizin de üyesi olduğu Uluslar Arası Standardizasyon Örgütü (ISO)’nün 176 nolu teknik komitesinin desteği ile Uluslar Arası Otomotiv Çalışma Grubu (International Automotive Task Force-IATF) ve Japon Otomotiv İmalatçıları Birliği (JAMA) tarafından hazırlanmıştır. IATF üyeleri arasında BMW, Daimler-Chrysler, Fiat, Ford, GM, Peugeot, Citroen, Renault, Wolksvagen, AIAG (ABD), ANFIA (İtalya), FIEV (Fransa), SMMT (İngiltere) ve VDA (Almanya) yer almaktadır. JAMA tüm Japon otomotiv firmalarını kapsamaktadır.

ISO / TS 16949:2002 belgesi, ISO 9000 standardı temeli üzerine otomotiv sektörüne özel gereksinimlerin dahil edilmesiyle oluşturulmuş, ABD’de Ford, GM ve Chrysler’ın hazırladığı QS 9000; Alman VDA6.1, Fransız EAQF ve İtalyan AVSQ standartlarını içerisinde kapsayan Otomotiv Sektörü Kalite Yönetim Sistemi belgesidir. Bu belge ile farklı farklı belgelendirme tetkiklerinin önüne geçilmesi ve otomotiv yedek parça piyasasında evrensel tek bir belgelendirmenin kullanılması amaçlanmıştır. Söz konusu belge, belgelendirme denetimleri için referans olma özelliğine sahiptir. Bununla birlikte şunu da belirtmekte fayda vardır: ISO TS 16949:2002 mevcut ABD, Alman, Fransız ve İtalyan otomotiv kalite sistem gerekliliklerini düzene sokarken dünyanın her yanındaki tüm otomobil üreticileri tarafından benimsenmesi gereken bir zorunluluk değildir. Farklı taşıt üreticileri tedarikçileri için değişik koşullar talep edebilmektedirler.

Ülkemizde kamu kurumları tarafından düzenlenen yedek parça alım ihalelerinde eşdeğer parçalar için aranan belgelendirme koşulları yedek parçanın Türkiye’de üretilip üretilmediğine ve o yedek parça için Türk Standartları Enstitüsü (TSE)’nün standart oluşturup oluşturmadığına göre değişmektedir.

Türkiye’de üretilen yedek parçalara ait TSE standardı mevcutsa “TSE Uygunluk Belgesi”, mevcut değilse “TSEK Kalite Uygunluk Belgesi” eşdeğer parçanın standardına ilişkin olarak aranan belgelerdendir.

TSEK Kalite Uygunluk Belgesi Türk standartları bulunmayan konularda imalata yeterlilik belgesi almış firmaların söz konusu ürünlerinin ilgili uluslar arası standartlar, benzeri Türk standartları, diğer ülkelerin milli standartları, teknik literatür esas alınarak TSE tarafından kabul edilen Kalite Faktör ve Değerlerine uygunluğunu belirtir. Bu belgenin geçerlilik süresi 1 yıldır.

Yedek parça yurt dışında üretilmişse yedek parçaya ait Uluslar Arası Akreditasyon Forumu Karşılıklı Tanınma Antlaşmasında yer alan ulusal akreditasyon kurumlarınca akredite edilmiş belgelendirme kuruluşları (örneğin: TUV, Bureu Veritas) tarafından verilen belgelerin (Otomotiv yedek parçaları için ISO/TS 16949:2002 gibi) ihalede sunulması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kalite kontrol kuruluşlarının uluslar arası kurallara uygun şekilde akredite edilmiş olduklarının Türk Akreditasyon Kurumu’ndan (TURKAK) teyidi şartı aranmaktadır.

Sorunun Çözümü

Eşdeğer parça sorununda nihai çözüme ulaşıncaya kadar bir ara çözüm olarak sigorta şirketleri ile tedarik firmaları arasında yapılan tedarik anlaşmalarında tedarikçilere, yedek parçaları ISO/TS 16949:2002 belgesine sahip üreticilerden temin etmeleri şart koşulabilir. Sigorta şirketi tedarikçi ile yapacağı anlaşmada yedek parçalar için ISO/TS 16949:2002 belgesine sahip markalara isim olarak yer vermeli, söz konusu markalar haricinde sağlanan parçaların satın alınmayacağı sözleşmede açık olarak belirtilmelidir. Örneğin karoseri parça grubu, plastik parça ve mekanik grubu, aydınlatma parça grubu, soğutma parça grubu gibi parça grupları altında ISO/TS 16949:2002 belgesine sahip markalar tek tek belirtilmelidir. Markaya söz konusu belgeyi veren kalite kontrol kuruluşunun gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı da Türk Akreditasyon Kurumu vasıtasıyla teyit edilmelidir.

Gerek görülürse tedarikçiden eşdeğer parça ile birlikte ISO/TS 16949:2002 kalite belgesinin kopyasını da ibraz etmesi istenmelidir. Sigorta şirketinin aldatılmasının önüne geçmek için tedarikçiden sağlanan yedek parçanın ambalajı, ambalajın içindeki ürünle marka yönünden uyum göstermeli, tedarikçi tarafından ibraz edilen parça listelerinde ürün kodunun eşdeğer olduğu belirtilmelidir.

Markaların kalite uygunluk belgelerinin haricinde, Türkiye’de üretilen yedek parça ürünleri için TSE bir standart oluşturmuşsa TSE belgesi, henüz oluşturmamışsa TSEK belgesi de sigorta şirketlerinin tedarikçilere şart koşacağı belgelerden olmalıdır. Bununla birlikte unutulmamalıdır ki söz konusu belgeler TSE tarafından bir yıllık süre için verilmektedir. Tedarik anlaşmalarında belgenin geçerlilik süresinin ticaret esnasındaki tarihi kapsamasına vurgu yapılmalıdır.

Tüm bunların yanında sigortalı ya da hak sahiplerinin, araçlarına monte edilen parçaların söz konusu belgelere sahip olup olmadığını inceleme ve parçaların düşük kalitede yan sanayi ürünü olduklarını tespit etmeleri halinde de eşdeğer veya orijinal parçalar ile değiştirilmesini isteme hakları bulunmaktadır. Anlaşmazlık halinde ise Hazine Müsteşarlığı’na ya da Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruda bulunarak haklarını arama yoluna gitmeleri gerektiği düşünülmektedir

You are here